DOLAR 44,8844 0.05%
EURO 52,8518 0.05%
ALTIN 6.924,47-0,59
BITCOIN 33747750.21554%
Isparta

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Hasan Gezer

Hasan Gezer

28 Mart 2025 Cuma

Eğitimin Unuttuğu Sanat: Soru Sorma Yeteneğimizi Nasıl Kaybettik?

Eğitimin Unuttuğu Sanat: Soru Sorma Yeteneğimizi Nasıl Kaybettik?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir zamanlar sınıfların tahtalarında, öğrencilerin zihnini açan, merak uyandıran sorular belirirdi. Öğretmen, tebeşiri eline aldığında, öğrenciler heyecanla gelecek sorunun mantığını çözmeye çalışır, zihinsel bir keşif yolculuğuna çıkardı. Ancak bugün? Çoğu sınıfta, hazır test sorularının, tek düze şıkların ve mekanik yanıtların gölgesinde, bu zihinsel hareketlilik giderek sönüyor.

Eğitim sistemimiz, öğretmenleri soru sorma yeteneğini geliştiren bir rehber olmaktan çıkarıp, önceden paketlenmiş testlerin dağıtıcısına mı dönüştürdü? Prof. Dr. Mustafa Yavuz’un da vurguladığı gibi, hazır test sorularına olan bağımlılığımız, yalnızca ölçme değerlendirme sürecini değil, doğrudan öğrenme sürecinin etkililiğini de baltalıyor.

Ezberleyen Değil, Soran Nesil

Beyin, sorularla büyür. Soru sorma, eleştirel düşünmenin temel taşıdır. Oysa eğitim sistemimiz, öğrencilere değil, artık öğretmenlere bile soru sordurtmuyor. Öğrenci, şıkları ezberleyerek başarılı olacağını sanıyor. Öğretmen, yaratıcı sorular geliştirmek yerine merkezi sistemin sunduğu kalıplarla yetiniyor. Ve sonuç? Merak etmeyen, sorgulamayan, icat çıkarmayan nesiller…

Öğretmen, bir eğitim sanatçısıdır. Onun görevi, öğrencisinin zihnini ateşlemektir. Ama hazır testlere boğulmuş bir eğitim ortamında, öğretmenin soru sorma sanatı elinden alınırsa, öğrenci de sadece “cevapları seçen” biri olmaya mahkûm edilir.

Soru Soramayan Bir Eğitim, Başarıyı Nasıl Ölçebilir?

Başarı dediğimiz şey, sadece doğru şıkları işaretlemekten mi ibaret? Gerçek başarı, bir soruyu neden ve nasıl soracağını bilmekle başlar. Bir mühendis, doğru soruyu sormadan inovasyon yapamaz. Bir doktor, doğru teşhisi koyacak soruları sormadan hastasını iyileştiremez. Bir öğretmen, doğru sorular soramıyorsa, öğrencisinin gerçek potansiyeline nasıl ulaşabilir?

Soru sormayan öğretmenler, öğrencilerini soru sormaktan uzaklaştırır. Eğitim, ezberlenmiş cevaplardan değil, cesurca sorulmuş sorulardan doğar. Peki, bu durumda ne yapmalıyız?

Şimdi Ne Yapmalı?

Öğretmenleri Test Kıskacından Kurtarın

Testlere bağımlılığı azaltan öğretim yöntemleri geliştirin. Açık uçlu, yaratıcı, düşündüren soruların eğitim sistemine yeniden entegre edilmesini sağlayın.

Sorgulayan Okullar, Sorgulayan Aileler

Araştıran Okul modelini yaygınlaştırarak öğretmenlerin ve öğrencilerin soru sorma kültürünü geri kazanmalarına öncülük edin. Araştıran Veli Akademisi gibi platformlarla, ebeveynlerin çocuklarının soru sorma becerilerini desteklemelerine yardımcı olun.

Başarıyı Yeniden Tanımlayın

Başarıyı test puanlarıyla değil, sorgulama, analiz etme ve yaratıcı düşünme becerileriyle ölçen yeni modeller geliştirin. Eğitimi sadece ezberle değil, “icat çıkararak” yeniden inşa edin.

#BaşımızaicatçıkarançocuklarveGençler

Soru sorma yeteneğimizi kaybedersek, öğrenmenin özünü kaybederiz. O yüzden, şimdi zamanı geldi: Tekrar sormalıyız, tekrar keşfetmeliyiz, tekrar öğrenmeliyiz!

@mmustafayavuz

@erolozvar

@kubrayigitbasi

@yilmazcatal_

#AraştıranOkul

#AraştıranVeliAkademisi

#BaşarıyıAnlamak

#İcatçıkar

🚀📚

Devamını Oku

İş ve Tutku Arasındaki Kopukluk Bizi Nereye Götürüyor

İş ve Tutku Arasındaki Kopukluk Bizi Nereye Götürüyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eğitim sistemimizin büyük kaybı bence öğrencilerimize öğrenmeyi, alması gereken dersleri tutku haline getirememiz olsa gerek.

Günümüzde pek çok insan, iş hayatında kendini mutlu hissetmekte zorlanıyor. İşlerini bir yük olarak görüyor, saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyor ve hafta sonunu iple çekiyor. Peki, bu durumun nedenleri neler? Aslında cevap oldukça basit: Çoğumuz, ilgi ve yeteneklerimiz doğrultusunda seçmediğimiz mesleklerde çalışıyoruz. Eğitim sistemimizin en büyük zaaflarından biri olan bu durum, iş hayatında büyük bir memnuniyetsizliğe yol açıyor.

İşini Sevmek Neden Önemli?

İşini seven bir insan, sadece maddi kazanç için değil, aynı zamanda kişisel tatmin ve gelişim için de çalışır. İşine duyduğu tutku, ona daha fazla enerji ve yaratıcılık verir. Bu sayede hem kendisi hem de kurumu için daha başarılı sonuçlar elde eder. İşini seven insanların daha mutlu, daha sağlıklı ve daha üretken olduğu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.

Eğitim Sistemindeki Eksiklikler

Öğrencileri ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirmek yerine, onları belirli mesleklere yönlendiren bir eğitim sistemi, büyük bir kayıptır. Öğrencilerin kendi potansiyellerini keşfetmelerine ve hayallerini gerçekleştirmelerine engel olan bu durum, toplumun genel refahını da olumsuz etkiler.

  • Standartlaştırılmış Sınavlar: Öğrencilerin yeteneklerini tek bir sınavla ölçmeye çalışan bu sistem, bireysel farklılıkları göz ardı eder.
  • Meslek Seçimi Konusunda Yetersiz Bilgilendirme: Öğrenciler, farklı meslekler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları için doğru kararlar veremezler.
  • Aile ve Çevre Baskısı: Ailelerin ve çevrenin beklentileri, öğrencilerin kendi isteklerine göre hareket etmelerini engelleyebilir.
  • Ekonomik Kaygılar: Maddi zorluklar yaşayan aileler, çocuklarının hayallerinden çok, daha güvenli görünen mesleklere yönelmelerini tercih edebilir.

Sonuç olarak, eğitim sistemimizde köklü değişiklikler yapılması gerekmektedir. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine imkan tanıyan, farklı meslekleri tanımalarını sağlayan ve onlara doğru kararlar verme konusunda yardımcı olan bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır. Aksi takdirde, iş hayatında mutsuz ve verimsiz bireyler yetiştirmeye devam edeceğiz.

Öğrencilerimize mutlu bi dokunuş gerçekleştirmeliyiz. Onları ya evladımız ya da kardeşimiz olarak görmeliyiz, yoksa eğitimde başarı yada sistemin  başarısını görmek hayallerimizde kalır.

Devamını Oku

Eğitim Sistemimizin Eğirdir Gölü gibi Olmaması için Gereken Adımlar

Eğitim Sistemimizin Eğirdir Gölü gibi Olmaması için Gereken Adımlar
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçen hafta Eğirdir Gölü etrafında seyahat ettim. Barla, Senirkent yönünde ilerlerken, gölün can çekiştiğini ve artık yok olmakta olan Burdur Gölü gibi olduğunu gördüm.

Göller ve eğitim, siyasetin konusu olmamalıdır. Bu alanlarda uzman olan kişiler, liyakatlerine dayanarak bilgi paylaşımında bulunmalıdırlar. Göller kururken ve eğitim sistemimiz zorluklarla karşılaşırken, siyasi manevralar veya dekan ve müdürlerin kişisel tercihleriyle yönetim sürdürülemez.

On yıllık süreçte Eğirdir Gölü için yapılan toplantı sayısı ve eğitim sistemimizin kalitesi adına mobbinge uğrayan akademisyenlerimiz hakkında yazmak, şüphesiz birçok kişiyi rahatsız edecektir.

Yıllardır göl koruma toplantıları yapılıyor, kararlar alınıyor, binlerce imza toplanıyor; ancak sonuçta, yine gölümüze zarar geliyor ve gözlerimizin önünde kuruyor.

Burada kaybetme lüksümüz olamayan eğitim sistemimizi de tekrar ele almak istiyorum. Acilen;

1. Öğretmenlerin Niteliğinin Artırılması

2. Teknolojik Altyapının Güçlendirilmesi

3. Müfredatın Güncellenmesi

4. Eşit Eğitim Fırsatlarının Sağlanması

5. Öğrenci Merkezli Eğitim Yaklaşımı

6. Aile ve Toplumun Eğitime Katılımı

başlıkları detayları ile gündemde tutulmaya devam edilmelidir.

Eğitim, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en önemli unsurlardan biridir. Memleketimizde eğitim sisteminin daha etkili ve verimli hale getirilmesi için çeşitli alanlarda iyileştirmeler yapılması gerekmektedir. İşte bu konuda atılması gereken bazı önemli adımlar:

1. Öğretmenlerin Niteliğinin Artırılması

Öğretmenler, eğitim sisteminin temel taşlarıdır. Bu nedenle, öğretmenlerin mesleki gelişimlerine yatırım yapmak büyük önem taşır. Sürekli eğitim programları, seminerler ve atölye çalışmaları ile öğretmenlerin bilgi ve becerileri güncellenmelidir. Ayrıca, öğretmenlerin motivasyonunu artırmak için maddi ve manevi teşvikler sağlanmalıdır.

2. Teknolojik Altyapının Güçlendirilmesi

Günümüzde teknoloji, eğitimin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Okullarda teknolojik altyapının güçlendirilmesi, öğrencilere daha interaktif ve etkili bir öğrenme ortamı sunar. Bilgisayar laboratuvarları, akıllı tahtalar ve internet erişimi gibi imkanlar, öğrencilerin bilgiye daha hızlı ve kolay ulaşmasını sağlar.

3. Müfredatın Güncellenmesi

Eğitim müfredatı, çağın gereksinimlerine uygun olarak sürekli güncellenmelidir. Öğrencilere sadece teorik bilgi değil, aynı zamanda pratik beceriler de kazandırılmalıdır. Eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcı düşünme gibi beceriler, müfredatın önemli bir parçası olmalıdır.

4. Eşit Eğitim Fırsatlarının Sağlanması

Eğitimde fırsat eşitliği, her çocuğun kaliteli eğitim almasını sağlar. Kırsal bölgelerdeki okulların fiziki koşulları iyileştirilmeli ve bu okullara yeterli kaynak sağlanmalıdır. Ayrıca, dezavantajlı gruplara yönelik özel eğitim programları geliştirilmelidir.

5. Öğrenci Merkezli Eğitim Yaklaşımı

Eğitimde öğrenci merkezli yaklaşımlar benimsenmelidir. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre bireyselleştirilmiş eğitim programları oluşturulmalıdır. Bu sayede, öğrencilerin öğrenme motivasyonu artar ve başarı düzeyleri yükselir.

6. Aile ve Toplumun Eğitime Katılımı

Eğitim sürecinde ailelerin ve toplumun aktif katılımı sağlanmalıdır. Aileler, çocuklarının eğitimine destek olmalı ve okullarla işbirliği içinde çalışmalıdır. Ayrıca, toplumun eğitim konusundaki farkındalığı artırılmalı ve eğitim projelerine destek vermesi teşvik edilmelidir.

Sonuç olarak, Türkiye’de eğitim sisteminin iyileştirilmesi için kapsamlı ve sürdürülebilir adımlar atılması gerekmektedir. Bu adımlar, ülkemizin geleceğini şekillendirecek nesillerin daha donanımlı ve başarılı bireyler olarak yetişmesine katkı sağlayacaktır.

Devamını Oku

Dilek Toros, Isparta Belediye Başkan Yardımcısı olarak göreve başladı

Dilek Toros, Isparta Belediye Başkan Yardımcısı olarak göreve başladı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Isparta Belediyesi, yeni bir döneme adım atıyor. Belediye Başkanı Sayın Şükrü Başdeğirmen, ekibini güçlendirmek ve hizmet kalitesini artırmak amacıyla Dilek Toros’u Belediye Başkan Yardımcısı olarak atadı.

Dilek Toros, uzun yıllardır Isparta’nın sosyal ve kültürel hayatında aktif rol alan bir isim. Eğitimci kimliğiyle tanınan Toros, kentteki birçok sivil toplum kuruluşunda görev almış ve çeşitli projelere imza atmıştır. Belediye Başkan Yardımcılığı göreviyle birlikte, Isparta’nın kalkınması ve yaşam kalitesinin artırılması için çalışacak. 

Başkan Başdeğirmen, atama kararını şu sözlerle açıkladı: “Dilek Toros, enerjisi, bilgisi ve vizyonuyla Isparta’ya büyük katkı sağlayacak bir isimdir. Kendisiyle birlikte kentimizi daha yaşanabilir, daha güzel bir yer haline getireceğimize inanıyorum.”

Dilek Toros ise göreve başladığı ilk gün, “Isparta’nın potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmek için elimden geleni yapacağım. Kentimizin güzelliklerini koruyarak, yeni projelerle daha da ileriye taşıyacağız” dedi.

Isparta halkı, Dilek Toros’un yeni görevinde başarılar diledi ve heyecanla çalışmalarını beklediğini ifade etti.

Sevgili Isparta halkı, umarım bu yeni dönemde Dilek Toros’un liderliğiyle kentimiz daha da gelişir ve güzelleşir. Başkan Yardımcısı Toros’a başarılar diliyoruz!

Köşe Yazısı: Hasan Gezer

Devamını Oku

Eğitimde Kriz: Okullarımızın Karşılaştığı Zorluklar

Eğitimde Kriz: Okullarımızın Karşılaştığı Zorluklar
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Eğitim, bireylerin toplumsal hayata entegrasyonunda ve bireysel gelişimlerinde kritik bir rol oynamaktadır. Ancak, okulların açılmasıyla birlikte, eğitim sistemimiz pek çok sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunların temel nedenleri ve olası çözüm yolları üzerinde hep beraber daha dikkatli hareket etmek zorundayız.

1. Altyapı Sorunları

Okul binalarının fiziksel durumu, öğrencilerin sağlığı ve güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalar, sağlıklı bir öğrenme ortamının öğrencilerin akademik başarılarını doğrudan etkilediğini göstermektedir. Yetersiz tuvaletler, sınıflardaki altyapı eksiklikleri ve genel hijyen sorunları, öğrencilerin psikolojik durumunu olumsuz etkilemekte ve okula devamsızlığa yol açmaktadır. Bu nedenle, okul binalarının bakım ve onarımına öncelik verilmesive tadilat işlemlerinin yaz tatilinde tamamen bitirilmesi gerekmektedir.

2. Kalabalık Sınıflar

Sınıf mevcudunun aşırı kalabalık olması, öğretmenlerin her bir öğrenciye yeterince ilgi göstermesini zorlaştırmaktadır. Eğitim bilimleri alanında yapılan çalışmalar, bireysel eğitimin önemini vurgulamakta; kalabalık sınıfların öğrencilerin öğrenme süreçlerini olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, öğrenci sayısının azaltılması veya ek öğretmen istihdamı gibi önlemler, eğitim kalitesini artırma yönünde atılacak önemli adımlardır.

3. Malzeme Eksiklikleri

Eğitimde kullanılan malzemelerin yetersizliği, öğretim süreçlerini sekteye uğratmaktadır. Okul kitaplarının ve kırtasiye malzemelerinin eksikliği, öğrencilerin derslere katılımını ve öğrenme motivasyonunu olumsuz yönde etkilemektedir. Eğitim bütçelerinin yeniden gözden geçirilmesi ve okulların ihtiyaçlarına göre kaynakların tahsis edilmesi, bu sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır.

4. Sosyal Uyumsuzluk ve Aile Baskısı

Yeni eğitim döneminin getirdiği sosyal uyumsuzluk, özellikle yeni okula başlayan öğrenciler için zorlu bir süreçtir. Öğrenciler, arkadaş ilişkileri kurma konusunda zorluklar yaşayabilmekte ve bu durum, akademik başarılarını da etkileyebilmektedir. Aynı zamanda, ailelerin çocukları üzerindeki akademik başarı baskısı, stres düzeylerini artırmakta ve öğrencilerin psikolojik sağlığını tehdit etmektedir. Bu konuda hem okul psikologlarının hem de ailelerin destekleyici rol oynaması gerekmektedir.

Okullar, sadece bilgi aktarımının yapıldığı yerler değil, aynı zamanda bireylerin sosyal ve duygusal gelişimlerinin desteklendiği alanlardır. Ancak, mevcut sorunlar göz önüne alındığında, eğitim sistemimizin acil bir reforma ihtiyacı olduğu aşikardır. Altyapı sorunlarının giderilmesi, sınıf mevcudunun azaltılması, malzeme eksikliklerinin kapatılması ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, bu zorlukların üstesinden gelmek için atılacak önemli adımlardır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için, eğitimdeki bu sorunların ivedilikle çözülmesi gerekmektedir.

Devamını Oku