13 Ekim 2026 Salı
Emeklilik planı yapan çalışanlar için yıl sonu ve yeni yıl arasındaki tercih, kıdem tazminatında önemli farklar yaratabilir. SGK Uzmanı Özgür Erdursun’un değerlendirmelerine göre kıdem tazminatı tavanındaki olası artış, asgari ücret zammı ve çalışanın son brüt ücreti birlikte hesaplanmalı.

2026 yılının sonuna yaklaşılırken emeklilik hakkını kullanmayı planlayan çalışanlar, emeklilik işlemlerini Aralık ayında mı yoksa Ocak 2027’de mi tamamlamalarının daha avantajlı olacağını araştırıyor. Bu süreçte yalnızca emekli aylığı değil, kıdem tazminatı ve çalışmaya devam edilmesi halinde elde edilecek gelir de önem taşıyor.
Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, Dünya Gazetesi’nde yayımlanan değerlendirmesinde, emeklilik kararının tek bir hesap üzerinden verilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Özellikle uzun yıllardır aynı iş yerinde çalışan ve brüt ücreti kıdem tazminatı tavanını aşan çalışanlar açısından yeni yılın getirebileceği değişikliklerin önemli sonuçları olabileceğini belirtti.
2026 yılının ikinci yarısında geçerli kıdem tazminatı tavanı 73.729,87 TL olarak belirtiliyor. Ocak 2027 döneminde memur maaş katsayılarında yaşanabilecek artışa bağlı olarak bu tutarın yaklaşık yüzde 7 yükselerek 79 bin TL seviyesine çıkabileceği öngörülüyor.
Ancak söz konusu rakam henüz kesinleşmiş değil. 2027 yılının ilk yarısında uygulanacak kıdem tazminatı tavanı, ilgili resmi düzenlemelerin ardından netleşecek.
Bu varsayımın gerçekleşmesi halinde, kıdem tazminatı tavanına tabi çalışanların her tam hizmet yılı için alabileceği brüt tazminatta yaklaşık 5.270 TL artış meydana gelebilecek.
Kıdem tazminatı tavanındaki olası artışın etkisi, uzun hizmet süresine sahip çalışanlarda daha belirgin hale geliyor.
2026 ve 2027 dönemleri arasındaki yaklaşık 5.270 TL’lik yıllık tavan farkı üzerinden yapılan örnek hesaplama şöyle:
Bu hesaplamalar, çalışanın kıdem tazminatının her iki dönemde de tavan üzerinden hesaplandığı ve diğer koşulların değişmediği varsayımına dayanıyor. Gerçek tutar; hizmet süresi, giydirilmiş brüt ücret, iş sözleşmesinin sona erme tarihi ve yürürlükteki yasal sınırlar dikkate alınarak belirleniyor.
2027 yılında asgari ücretin yüzde 25 artırılması ihtimali üzerinden yapılan senaryolar da kıdem tazminatı hesaplamalarında öne çıkıyor. Ancak bu oran kesinleşmiş bir zam değil, varsayımsal bir hesaplama olarak değerlendirilmeli.
Örneğin, kıdem tazminatına esas giydirilmiş brüt ücreti 40 bin TL olan bir çalışanın ücretinin yüzde 25 artışla 50 bin TL’ye yükseldiği varsayılsın.
Bu çalışanın 20 yıllık kıdemi bulunuyorsa, tavan engeli olmadığı ve diğer koşulların değişmediği durumda brüt kıdem tazminatı 800 bin TL’den 1 milyon TL’ye çıkabilir. Böylece 200 bin TL’lik fark oluşabilir.
Bununla birlikte ücret artışının kıdem tazminatı tavanını aşması halinde hesaplama, çalışanın gerçek brüt ücreti üzerinden sınırsız biçimde yapılmaz. Yürürlükteki yasal tavan dikkate alınır.
Kıdem tazminatında belirleyici unsurlardan biri, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte geçerli olan koşullardır. Bu nedenle yalnızca emeklilik dilekçesinin verildiği tarihe bakılması yeterli olmayabilir.
Çalışanın son giydirilmiş brüt ücreti, toplam kıdemi, geçerli kıdem tazminatı tavanı ve iş sözleşmesinin fiilen sona erdiği tarih birlikte değerlendirilmelidir.
Emeklilik nedeniyle işten ayrılmayı düşünen çalışanların, karar vermeden önce kendi durumlarına uygun hesaplama yaptırmaları önem taşıyor. Ayrıca emekli aylığı bakımından Aralık 2026 ile Ocak 2027 arasında oluşabilecek farklar da kişisel koşullara göre ayrıca incelenmeli.
Aralık 2026’da emekli olmakla Ocak 2027’de emekli olmak arasında tercih yaparken herkes için geçerli tek bir sonuç bulunmuyor. Kıdem tazminatındaki olası artışın yanında emekli aylığı, ücret artışı, çalışmaya devam edilmesi halinde elde edilecek gelir ve işten ayrılış koşulları da hesaba katılmalı.
Folkhaber.com yorumu: Emeklilik kararında yalnızca yeni yılın getireceği zam beklentisine odaklanmak, çalışanların gerçek kazancını gözden kaçırmasına neden olabilir. Özellikle uzun yıllık kıdemi bulunan çalışanların Aralık ve Ocak seçeneklerini hem kıdem tazminatı hem de emekli aylığı açısından ayrı ayrı hesaplatması, daha sağlıklı bir karar vermelerini sağlayacaktır. 2027 yılına ilişkin henüz kesinleşmemiş artışların ise gerçekleşmiş rakamlar gibi değerlendirilmemesi gerekiyor.
Kredi kartıyla elektrik, su, doğalgaz ve internet faturalarını otomatik ödeyen tüketiciler, banka tarifelerine bağlı olarak ek işlem ücretleriyle karşılaşabiliyor. Uzmanlar, kredi kartı ekstrelerinin ve otomatik ödeme talimatlarının düzenli kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kredi kartıyla otomatik fatura ödeme talimatı veren tüketicilerin, faturalarının yanı sıra işlem ücretlerini de takip etmesi gerekiyor. Bazı bankalar ve ödeme kanalları, fatura tahsilatlarında sabit işlem ücreti veya belirli oranlarda komisyon uygulayabiliyor.
Elektrik, su, doğalgaz ve telekomünikasyon faturalarında karşılaşılabilecek bu ücretler, bankanın güncel tarifesine ve kullanılan ödeme yöntemine göre değişiklik gösterebiliyor. Bu nedenle otomatik ödeme talimatı bulunan tüketicilerin, hesap hareketlerini ve kredi kartı ekstrelerini düzenli incelemesi önem taşıyor.

Birden fazla faturasını kredi kartı üzerinden otomatik ödeyen tüketiciler, her ay yapılan küçük kesintileri fark etmeyebiliyor. Ancak uygulanan ücretlerin düzenli olarak tekrarlanması, yıl sonunda toplam maliyetin artmasına neden olabiliyor.
Örneğin, aylık toplam 5 bin TL tutarındaki faturalara yüzde 1 oranında komisyon uygulanması durumunda aylık 50 TL, yıllık ise 600 TL ek maliyet ortaya çıkıyor. Komisyon oranının yüzde 3 olması halinde yıllık maliyet 1.800 TL’ye ulaşıyor.
Bu hesaplamalar örnek niteliği taşırken, söz konusu oranların bütün bankalarda uygulandığı anlamına gelmiyor.
Kredi kartıyla otomatik tahsil edilen faturalar, dönem sonunda kart ekstresine yansıtılıyor. Ekstre borcunun tamamını ödemeyip yalnızca asgari tutarı yatıran tüketiciler ise kalan borç üzerinden faiz yüküyle karşılaşabiliyor.
Bu durum, düzenli fatura ödemelerinin zaman içinde daha maliyetli hale gelmesine yol açabiliyor. Tüketicilerin yalnızca otomatik tahsilatları değil, kredi kartı borçlarının ödeme durumunu da takip etmesi gerekiyor.
Otomatik ödeme talimatlarında dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da abonelik bedellerindeki değişiklikler. Dijital yayın platformları, internet paketleri, telefon hizmetleri ve sigorta ürünlerinde yaşanan fiyat artışları, düzenli tahsilatlar nedeniyle gözden kaçabiliyor.
Hatalı veya beklenenden yüksek tutarlı faturaların zamanında fark edilmesi de önem taşıyor. Bu nedenle tüketicilerin fatura tutarlarını önceki dönemlerle karşılaştırması ve şüpheli işlemlerde ilgili kurumla iletişime geçmesi öneriliyor.
Tüketicilerin kredi kartı ekstrelerinde özellikle “fatura ödeme komisyonu”, “işlem ücreti” ve “BSMV” gibi kalemleri incelemesi gerekiyor. Her kesintinin niteliği ve hangi işleme bağlı olduğu, bankanın açıklamaları üzerinden doğrulanmalı.
Ek ücret uygulanması durumunda tüketiciler, vadesiz TL hesabından otomatik ödeme talimatı vermek gibi alternatifleri değerlendirebilir. Mobil bankacılık üzerinden işlem bildirimlerini etkinleştirmek ve faturaları düzenli kontrol etmek de beklenmedik tahsilatların erken fark edilmesine yardımcı olabilir.
Folkhaber.com yorumu: Otomatik ödeme talimatları, faturaların zamanında ödenmesini kolaylaştırırken kontrol sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Tüketicilerin banka tarifelerini karşılaştırması, ekstrelerini düzenli incelemesi ve kullanmadıkları abonelikleri gözden geçirmesi, gereksiz harcamaların önüne geçmek açısından önem taşıyor.
Afyonkarahisar’ın köklü eğitim kurumlarından Afyon Lisesi’nin 1980 yılı mezunları, Marmaris’te düzenlenen geleneksel buluşmada bir araya geldi. Dört gün süren programda okul anıları tazelendi, hayatta olmayan arkadaşlar ve öğretmenler anıldı. Yaklaşık yarım asırlık dostluğun sıcaklığı bir kez daha yaşandı.
Afyon Lisesi’nin 1980 mezunları, aradan geçen 46 yıla rağmen birbirlerinden kopmadıklarını Marmaris’teki buluşmayla bir kez daha gösterdi. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen mezunlar; eski günleri yad etmek, dostluklarını güçlendirmek ve ortak hatıralarını yaşatmak için aynı sofranın etrafında buluştu.

Dört gün süren program boyunca okul yıllarından kalan anılar anlatıldı, kahkahalar yükseldi, geçmişte birlikte geçirilen günler yeniden hatırlandı. Buluşma, yalnızca bir mezunlar toplantısı değil, yıllara meydan okuyan arkadaşlıkların yeniden canlandığı anlamlı bir organizasyon oldu.
Afyon Lisesi 1980 mezunlarının buluşma komitesine başkanlık eden Emekli Albay Selami Tütüncüoğlu, Marmaris’teki konuşmasında organizasyonun ortaya çıkış sürecini anlattı.
Pandemi döneminde başlayan girişimle sosyal medya üzerinden yaklaşık 200 mezuna ulaştıklarını belirten Tütüncüoğlu, ilk geniş kapsamlı buluşmanın Ekim 2021’de Afyonkarahisar’da gerçekleştirildiğini ifade etti.
Yıllar sonra yeniden bir araya gelen mezunlar, Afyon Lisesi’nde geçmiş günleri hatırlarken hayatta olan öğretmenleriyle de buluşma fırsatı yakaladı.
Tütüncüoğlu, o günleri anlatırken şu ifadeleri kullandı:
“2021 yılında, pandemi döneminde hep beraber böyle bir grup oluşturmak için çaba içerisine girdik. Sağ olsun hepiniz destek verdiniz. 200’e yakın dost ve arkadaşımızla, sosyal medyadan elde ettiğimiz verilerle bu grubu oluşturduk.”
İlk buluşmanın ardından mezunlar, dostluklarını yaşatmak amacıyla her yıl farklı bir yerde bir araya gelme kararı aldı. Beş yılda bir ise buluşmaların Afyonkarahisar’da yapılması benimsendi.
Side, Kemer ve Belek’in ardından bu yılki buluşmanın adresi Marmaris oldu. Her organizasyonda yeni mezunların gruba katılması, yıllar önce başlayan arkadaşlığın daha geniş bir çevreye ulaşmasını sağladı.
Tütüncüoğlu, geleneğin devam etmesini istediklerini belirterek, “İnşallah ölene kadar da bu aktivitemizi, bu etkinliğimizi sürdüreceğiz” dedi.
Mezunların hiçbir çıkar gözetmeden bir araya gelmesinin önemini vurgulayan Tütüncüoğlu, buluşmaların temelinde samimiyetin, insani değerlerin ve dostluğun bulunduğunu dile getirdi.
Buluşmanın hazırlanmasında turizmci Mehmet Adar ile eşi Emine Adar’ın önemli katkıları oldu. Tütüncüoğlu, organizasyona destek veren Meltem Hanım ve eşine de teşekkür etti.
Etkinliklerin fotoğraf ve haber çalışmalarını yürüten medya ve halkla ilişkiler sorumlusu Efe Hasan Öğünç’ün katkılarını da anan Tütüncüoğlu, organizasyonun hatıralarının kayıt altına alınmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Tütüncüoğlu, gelecek yıl yeniden buluşmayı istediklerini belirterek gruba yeni katılan arkadaşların da bu dostluk ortamının bir parçası olmasını arzuladıklarını söyledi.
Afyon Lisesi 1980 mezunlarının Marmaris buluşması, yılların ve mesafelerin gerçek dostluklar üzerindeki etkisini ortaya koyan anlamlı bir tablo oluşturdu.
Bir zamanlar aynı sıralarda oturan, aynı öğretmenlerden ders alan ve gençlik yıllarını birlikte yaşayan mezunlar, bugün farklı şehirlerde ve farklı hayatların içinde olsalar da ortak geçmişlerini yaşatmayı sürdürüyor.
Buluşmada okul anıları anlatılırken aralarından ayrılan öğretmenler ve arkadaşlar da saygı ve özlemle anıldı. Geçmişin hatıraları, bugünün dostluğuyla birleşti.
46 yıl önce Afyon Lisesi’nde başlayan yol arkadaşlığı, Marmaris’te yeniden aynı sofrada buluştu. Şehirler değişti, meslekler ve hayatlar farklılaştı; ancak ortak hatıralar ve dostluk bağları varlığını korudu.
İnsan hayatında bazı bağlar vardır; zaman geçtikçe zayıflamak yerine daha da kıymetlenir. Okul arkadaşlığı da bunlardan biridir. Aynı sıralarda başlayan dostlukların, aradan 46 yıl geçmesine rağmen yaşatılması; vefanın, hatıralara sahip çıkmanın ve insan ilişkilerine değer vermenin güzel bir örneğidir.
Afyon Lisesi 1980 mezunlarının buluşması, genç kuşaklara da önemli bir mesaj veriyor: Başarılar, unvanlar ve maddi kazanımlar hayatın bir bölümünü oluşturur; fakat yıllar sonra aynı sofrada gülümseyerek buluşabilmek, eski bir arkadaşın hâlini sorabilmek ve birlikte yaşanan güzel günleri hatırlayabilmek de hayatın en değerli kazanımlarındandır.
Afyon Lisesi sıralarında başlayan dostluk, 46 yıl sonra Marmaris’te yeniden hayat buldu. Çünkü diplomalar eskiyebilir; gerçek dostluklar ise yıllara meydan okur.
Folkhaber.com
Edirne’de Kapıkule Gümrük Kapısı’ndan yasa dışı yollarla Türkiye’ye sokulmak istenen 67 canlı piton ele geçirildi. Koruma altına alınan pitonlarla ilgili olayda şüphelilere toplam 948 bin 739 lira idari para cezası uygulandı.

Edirne’de yaban hayatının korunmasına yönelik denetimler sırasında dikkat çeken bir kaçakçılık olayı ortaya çıkarıldı. Kapıkule Gümrük Kapısı’ndan yasa dışı yollarla Türkiye’ye getirilmeye çalışılan 67 canlı piton, Milli Parklar ve Gümrük Muhafaza ekiplerinin çalışmasıyla ele geçirildi.
Kapıkule’de gerçekleştirilen kontrollerde tespit edilen pitonlar, ilgili ekipler tarafından koruma altına alındı. Olayla bağlantılı şüphelilere toplam 948 bin 739 lira idari para cezası uygulandığı bildirildi.
Yetkililer, yaban hayatını tehdit eden kaçakçılık faaliyetlerine karşı denetim ve mücadele çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
Yabani hayvanların yasa dışı yollarla taşınması, hayvanların yaşam koşulları ve refahı açısından ciddi riskler oluşturuyor. Bu tür faaliyetler, biyolojik çeşitliliğin korunması ve yasa dışı hayvan ticaretinin önlenmesi bakımından da önem taşıyor.
Kapıkule’de ele geçirilen 67 pitonla ilgili işlemlerin, ilgili kurumların mevzuat çerçevesindeki çalışmaları doğrultusunda sürdürüleceği değerlendiriliyor.
Yaban hayatı, yalnızca doğal alanlarda yaşayan hayvanlardan ibaret değil; korunması gereken ortak bir doğal miras. Canlı hayvanların yasa dışı yollarla taşınması, hem hayvanların yaşamını tehlikeye atıyor hem de doğanın korunmasına yönelik çabaları sekteye uğratıyor.
Kapıkule’de ortaya çıkarılan olay, sınır kapılarındaki denetimlerin ve kurumlar arasındaki koordinasyonun önemini bir kez daha gösterdi. Kaçak hayvan ticaretiyle mücadelede denetimlerin yanı sıra toplumun bilinçlendirilmesi ve yasa dışı ticaret zincirlerinin ortaya çıkarılması da büyük önem taşıyor.
Doğayı ve yaban hayatını korumak, gelecek nesillere karşı ortak sorumluluğumuzdur.
Folkhaber.com
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sigara satışlarında T.C. kimliğiyle yaş doğrulaması yapılmasını öngören yeni düzenlemenin birkaç hafta içinde TBMM’ye sunulacağını açıkladı. Tasarıyla 18 yaş altına sigara satışının önlenmesi, denetimlerin artırılması ve sigaranın günlük yaşamda görünürlüğünün azaltılması hedefleniyor.

Türkiye’de tütün ürünleriyle mücadele kapsamında yeni bir düzenleme hazırlanıyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun açıklamasına göre, sigara satın alan kişilerin yaşlarının kimlik üzerinden doğrulanması planlanıyor. Kanun teklifinin birkaç hafta içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması bekleniyor.
Mevcut mevzuata göre 18 yaşını doldurmamış kişilere tütün ürünlerinin satılması yasak. Yeni düzenlemeyle bu yasağın uygulanmasını güçlendirmek amacıyla satış sırasında kimlik ibrazı ve yaş doğrulaması sisteminin devreye alınması planlanıyor.
Bakan Memişoğlu, tütünle mücadelede denetimlerin artırılacağını belirterek temel hedefin sigarayı toplum içinde daha az görünür hâle getirmek olduğunu ifade etti.
Önemli ayrıntı: Kimlikle satış uygulaması, açıklama tarihi itibarıyla hazırlanmakta olan kanun teklifi kapsamında gündeme geldi. Teklifin Meclis’e sunulması, yasalaşması ve yürürlüğe girmesi ayrı aşamalar. Bu nedenle uygulamanın kesin başlangıç tarihi için resmî mevzuat sürecinin takip edilmesi gerekiyor.
Hazırlanan düzenlemenin bir diğer başlığı, kafe ve restoranlarda sigara içilen alanlara ilişkin kurallar.
Bakan Memişoğlu, mevcut uygulamada sigara içilen ve içilmeyen bölümler arasında yaşanan sorunlara değinerek alanların daha açık kurallarla düzenlenebileceğini belirtti.
Bu kapsamda amaçlanan değişikliklerin ayrıntıları, kanun teklifinin yayımlanması ve Meclis sürecinin netleşmesiyle ortaya çıkacak.
Bakan Memişoğlu, tütün bağımlılığıyla mücadelede sigara bırakma polikliniklerinin, mobil hizmetlerin ve ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı’nın önemine dikkat çekti.
Tütünle mücadelede yalnızca satış ve kullanım kısıtlamalarının değil, sigarayı bırakmak isteyen kişilere sunulan sağlık hizmetlerinin de önemli olduğu vurgulanıyor.
Tütün politikalarına ilişkin kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerde, gelecekte sigara satışına yönelik daha kapsamlı kısıtlamalar ve belirli doğum gruplarını kapsayabilecek modeller de tartışılıyor.
Ancak bu tür öneriler, yürürlüğe girmiş bir yasakla aynı anlama gelmiyor. 2040 sonrası satış yasağı veya belirli doğum yıllarından itibaren sigara satışının ömür boyu yasaklanması gibi başlıkların hukuki durumunu değerlendirmek için resmî kanun teklifinin ve kabul edilen nihai metnin görülmesi gerekiyor.
Tütün bağımlılığı, bireysel sağlığın yanı sıra aileleri ve toplum sağlığını da ilgilendiren önemli bir mesele. 18 yaş altına sigara satışının önlenmesi, yaş doğrulamasının etkili biçimde uygulanması ve sigarayı bırakmak isteyenlere erişilebilir destek sunulması bu mücadelenin temel unsurları arasında yer alıyor.
Bununla birlikte yeni kuralların etkili olabilmesi için uygulamanın açık, denetlenebilir ve vatandaşlar açısından anlaşılır olması gerekiyor. Kimlik kontrolünün nasıl yapılacağı, kişisel verilerin nasıl korunacağı ve işletmelerin hangi yükümlülükleri üstleneceği de düzenlemenin önemli ayrıntıları olacak.
Türkiye’de sigara satışında kimlikle yaş doğrulaması dönemi gündemde. Uygulamanın kesinleşmesi için gözler kanun teklifinin TBMM’ye sunulmasına ve yasama sürecine çevrildi.
Folkhaber.com