50 yaşındaki müzisyen Suna, tahliye edilme kararı alınan çocukluğunun köyüne yıllar sonra geri döner. Onu köye getiren asıl neden, geçmişte kaybettiği kız kardeşinin ölümüne dair yıllardır peşini bırakmayan şüpheleridir. Suna’nın bu ölümden sorumlu tuttuğu tek kişi Bekir’dir. Ancak yüzleşmek için karşısına çıktığında, Bekir’in demans nedeniyle geçmişi hatırlamakta güçlük çektiğini ve aradığı cevapları ondan alamayacağını fark eder. Gerçeğe ulaşma umudu giderek azalırken Suna’nın yolu, Bekir’in müziğe yetenekli genç kızı Fidan ile kesişir. Müziğin etrafında gelişen yakınlıkları, Suna’nın geçmişe ve yıllardır taşıdığı öfkeye farklı bir gözle bakmasına neden olur. Çok geçmeden kendisini, kız kardeşinin ölümünden sorumlu tuttuğu adamın kızını korurken bulur. Ancak Fidan’ı tehdit eden kişi Suna’nın kendi erkek kardeşidir. Köyde geçmişten kalan hesaplar yeniden açılırken Suna, ailesine duyduğu bağlılık ile masum bir genç kadının geleceği arasında zor bir seçimle karşı karşıya kalır.